DİJİTAL ÇAĞIN İÇERİK TÜKETİM HIZI
👉Sosyal medyada artık yalnızca içerikleri değil, zamanımızı, dikkatimizi ve belki de düşünme fırsatlarımızı tüketiyoruz.
👉Akıllı telefonlarımızda, tabletlerimizde başparmağımız neredeyse hiç durmuyor. Bir haber, bir fotoğraf, bir video, bir yorum… Henüz gördüğümüzü anlamadan, değerlendirmeden, hatta okumadan bir sonrakine geçiyoruz.
👉Sanki sürekli yeni bir şeyler görmezsek önemli bir şeyleri kaçıracakmışız gibi…
👉Oysa belki de asıl kaçırdıklarımız, hızla geçip gittiklerimizdir.
👉Dikkat ekonomisinin hakim olduğu sosyal medyada bir içeriğin değeri, çoğu zaman sunduğu bilginin niteliğiyle değil, ne kadar hızlı ilgi çekebildiğiyle ölçülüyor.
👉Çarpıcı bir görsel, iddialı bir başlık veya birkaç saniyelik eğlenceli bir video; üzerinde ciddi emek harcanmış bilimsel bir değerlendirmeden, nitelikli bir makaleden ya da önemli bir düşünceden çok daha fazla ilgi görebiliyor.
👉Üstelik yazı biraz uzunsa ve görsel bir cazibe sunmuyorsa çoğu zaman okunma şansı bile bulamıyor.
Ne büyük çelişki!
👉İnsanlık tarihinde bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ancak bilgiye erişimin kolaylaşması, onu anlamaya ve üzerinde düşünmeye daha fazla zaman ayırdığımız anlamına gelmiyor.
👉Artık çoğu zaman okumaktan çok tarıyor, anlamaktan çok göz gezdiriyor, düşünmekten çok tüketiyoruz.
👉Elbette her uzun yazı değerli, her kısa paylaşım yüzeysel değildir. Mesele uzunluk değil, bir düşünceye hak ettiği dikkati gösterebilmek.
👉Bir de kendimize bakalım…
👉Her gün binlerce paylaşım görüyor, yüzlerce görsel / video izliyor, sayısız görüş ve habere maruz kalıyoruz.
👉Peki, günün sonunda bunların kaçını gerçekten hatırlıyoruz? Kaçı bize yeni bir şey öğretiyor? Kaçı düşüncelerimizi sorgulamamızı sağlıyor?
👉Dijital çağın en büyük çelişkisi, hiç bu kadar çok bilgiyle karşılaşırken bu kadar azı üzerinde düşünmemizdir.
👉Kim bilir belki de en değerli bilgiler, yeni bir şey görme telaşıyla başparmağımızın bir hareketiyle geride bıraktıklarımızın arasındadır.
Sevgi ile
Serdar DURAT
