BAKIŞ AÇINIZI MUTLAK GERÇEK SANMAYIN
Kariyerlerinin başındaki Sevgili Genç Dostlarım,
“Körlüğün en tehlikeli biçimi, kendi bakış açınızın tek gerçeklik olduğuna inanmaktır.” Kaynağı kesin olarak bilinmeyen bu söz, bana göre modern çağın en önemli zihinsel risklerinden birini tarif ediyor:
“Bilişsel mutlaklık yanılsaması.”
İnsan zihni, doğası gereği dünyayı objektif gerçeklik üzerinden değil; kendi deneyimleri, inançları, travmaları, kültürü, eğitimi ve duygusal geçmişi üzerinden algılar. Psikolojide buna “cognitive framing” yani bilişsel çerçeveleme denilir. Aynı olayın farklı insanlar tarafından tamamen farklı yorumlanabilmesinin nedeni de budur.
Örneğin sosyal psikoloji alanında yapılan çok sayıda araştırma; insanların büyük bölümünün kendi düşünce ve kararlarını “ortalamanın üzerinde doğru” görme eğiliminde olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum literatürde “overconfidence bias” yani aşırı özgüven yanlılığı olarak tanımlanır.
Özellikle David Dunning ve Justin Kruger tarafından ortaya konulan ve bugün psikoloji literatüründe çok sık referans verilen “Dunning–Kruger Etkisi”, bilgi ve yetkinlik seviyesi düşük bireylerin kendi yeterliliklerini olduğundan daha yüksek değerlendirme eğiliminde olduklarını göstermektedir.
İlginç olan şudur: İnsan bir konuda ne kadar az şey biliyorsa, çoğu zaman neyi bilmediğinin de o kadar az farkında olur.
Bu nedenle entelektüel olgunluk; her konuda kesin kanaat sahibi olmak değil, kendi düşüncelerinin sınırlarını fark edebilmektir.
Bugünün dijital dünyasında bu risk çok daha büyümüştür. Çünkü sosyal medya algoritmaları çoğu zaman insanlara gerçeği değil, hoşlarına gidecek içerikleri göstermektedir. Bu durum; “confirmation bias” yani doğrulama yanlılığı olarak bilinir. İnsan zihni; mevcut inançlarını destekleyen bilgileri seçmeye, çelişen verileri ise görmezden gelmeye eğilimlidir.
Birey zamanla; sadece kendi görüşünü tekrar eden insanlarla çevrelenir, farklı düşüncelere karşı tahammülü azalır,
ve kendi bakış açısını “tek gerçeklik” zannetmeye başlayabilir.
Oysa bilimsel düşüncenin özü tam tersidir. Bilim; kesinlikten değil, şüpheden beslenir.
Bugün doğru kabul edilen birçok bilgi, geçmişte yanlış kabul ediliyordu. Dünya tarihindeki büyük bilimsel dönüşümlerin çoğu; mevcut “kesin doğruların” sorgulanması sayesinde gerçekleşti.
Galileo Galilei, Albert Einstein, Karl Popper gibi isimlerin ortak özelliği; ezberlenmiş doğruları sorgulama cesaretine sahip olmalarıydı.
Sevgili Gençler bu nedenle sizlere tavsiyem şudur:
•Bir tartışmada sadece haklı çıkmaya değil, yeni bir şey öğrenmeye odaklanın.
•Kendinizi sürekli onaylayan insanlardan oluşan yankı odalarında yaşamayın.
•Farklı düşünceleri tehdit olarak değil, zihinsel gelişim fırsatı olarak görün.
Çünkü güçlü zihinler;sadece konuşabilen değil,dinleyebilen zihinlerdir.
Gerçek özgüven ise;“Ben her şeyi biliyorum” diyebilmek değil,
“Yanılıyor olabilirim” diyebilecek zihinsel olgunluğa sahip olmaktır.
Unutmayınız ki insanın dünyayı algılama biçimi, çoğu zaman gerçeğin kendisi değil; gerçeğin zihnindeki yorumudur.
Bu nedenle hayatta en önemli yetkinliklerden biri;
bakış açınızı korurken, başka insanların pencerelerinden de bakabilmeyi öğrenmektir.
Sevgi ile
Serdar DURAT
