ALLAH RUTİNİMİZİ ARATMASIN
Günlük yaşamın sıradanlığı bazen çoğumuza sıkıcı ve ağır gelir. Her sabah aynı saatte uyanmak, aynı yollardan geçmek, aynı yüzlerle karşılaşmak, aynı işleri sürdürmek… Bir noktadan sonra bu mütemadiyen yinelenen döngü, insanın ruhunu daraltan bir kafese dönüşüyor gibi hissedilebilir. Hayatın başka renkleri, daha heyecanlı alternatifleri, daha müreffeh senaryoları ve fantezileri hayallerimizi süsler.
Hele ki günümüzün yoğun ve yorucu gündeminde…
Bir yanda savaşların gölgesinde her an can korkusu ile yaşayan toplumlar, bir yanda ekonomik belirsizlikler, açlık ve yoksulluk, göçler, afetler ve her gün ekranlarımıza düşen acı haberler. Dünyanın birçok yerinde insanlar, dünün sıradan ve monoton sayılan hayatını bugün yeniden kurabilmek için mücadele veriyorlar.
Ancak çoğu zaman fark edemeyiz: Aslında “rutin” sandığımız yaşam, ne büyük bir nimetin üzerine kuruludur.
O rutini yaşamak demek; sağlığımızın yerinde, sevdiklerimizin yanımızda/yakınımızda ve güvenli bir çatımızın olduğu, bedenimizin hareket ettiği, Allahın bahşettiği kadarı ile aklımızın işlediği, karnımızın doyduğu anlamına gelir.
Bu sıradan saydığımız nimetlerin her biri, bir felaket anında ne denli kıymetli olduklarını bize acı bir şekilde hatırlatırlar.
Bir hastane odasında geçen uykusuz bir gece, sıradan bir sabah uyanışının; evde içilen bir fincan çayın ya da kahvenin, kendi yatağında geçirilen huzurlu bir gecenin ne büyük bir lütuf olduğunu öğretir insana. Maddi imkanların darlığı, hayatın sade konforunu bile özletir. Depremde, savaşta, göçte ya da bir kaza anında “rutin” dediğimiz hayat gözümüzde adeta kutsallaşır.
Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında milyonlarca insan; evini, düzenini, hatta en temel yaşam alışkanlıklarını kaybetmiş durumdalar. Bir zamanlar tekdüze olan o küçük detaylar (sabah işe gitmek, akşam evine dönebilmek, çocuğunu okula bırakabilmek, akşam yemeğini aileyle paylaşabilmek…) artık birçok insan için ulaşılması zor bir hayale dönüşmüş durumda.
İşte bu yüzden; şikayet etmeye, dert yanmaya kalktığımızda ya da “başka bir hayat” özlemine kapıldığımızda durup bir düşünmek ve kendimize sormak gerekir:
“Benim şu an sıkıcı bulduğum ve şikayet ettiğim hayat, başkalarının ulaşmak için dua ettiği hayat olabilir mi?”
“Bu sıradanlık sandığım düzen, aslında Allah’ın bana sunduğu en güzel armağan olabilir mi?”
Hayatın iniş çıkışlarında dengeyi koruyabilmek; sahip olduklarımızın kıymetini bilmek ve şükredebilmek önemli bir erdemdir. Çünkü rutin, güvenli ve sağlıklı bir yaşam aslında büyük bir huzurun adıdır.
Belki de insanın en büyük yanılgılarından biri, sahip olduklarını kaybetmeden önce onların değerini tam olarak fark edememesidir.
Allah hiçbirimize rutinimizi aratmasın. Bizleri de o rutin hayatın içindeki nimetleri görebilen, kıymetini idrak edebilen kullarından eylesin dilerim.
Saygı ile
Serdar DURAT
14.03.2026
