KEŞKE’LERİN BEDELİ
Hemen hepimiz hayatımızın bir döneminde aynı cümleyi kurmuşuzdur.
“Keşke o gün farklı bir karar verseydim…”
İlginç olan şudur ki, bu günahsız gibi görünen KEŞKE kelimesi bazen yıllarca taşınan bir yükün özetidir.
Peki insanlar neden “keşke” derler?
Bu yalnızca duygusal bir tepki midir, yoksa beynimizin karar verme mekanizmasının doğal bir sonucu mudur?
Davranış bilimleri bu soruya oldukça net cevaplar veriyor.
Psikolojide bu duygu “pişmanlık” olarak tanımlanır. Ancak pişmanlık ile hayal kırıklığı aynı şey değildirler.
Hayal kırıklığında sonuç beklentimizin altında kalmıştır.
Pişmanlıkta ise zihnimiz sürekli şu soruyu tekrar eder:
“Başka türlü davransaydım, farklı bir karar verseydim/tercihte bulunsaydım acaba bugün hayatım nasıl olurdu?”
İşte bu nedenle pişmanlık, insan beynini en fazla meşgul eden duygulardan biridir.
Amerikalı psikolog Thomas Gilovich, yaklaşık otuz yıl boyunca insanların hayatlarının son dönemlerinde en çok neden pişman olduklarını araştırdı. Sonuç oldukça çarpıcıydı.
İnsanlar genç yaşlarda daha çok yaptıkları yanlışlardan pişman oluyorlar ancak yaş ilerledikçe tablo tamamen değişiyor.
İleri yaşlarda insanların en büyük pişmanlığı; yapamadıkları, cesaret edemedikleri ve sürekli erteledikleri fırsatlar oluyor.
Başka bir ifadeyle…İnsan zihni zamanla başarısızlıkları affedebiliyor.
Fakat hiç denenmemiş olasılıkları kolay kolay affedemiyor.
Davranış bilimci Daniel Pink, dünyanın onlarca ülkesinden on binlerce insanın pişmanlıklarını analiz ederek dört temel pişmanlık türü belirledi.
-
Birincisi temel pişmanlıklardır. Eğitimini yarıda bırakmak…
Sağlığını ihmal etmek…Tasarruf etmemek…Kısacası geleceği düşünmeden verilen kararlar. -
İkincisi cesaret pişmanlıklarıdır. Başvurmadığı bir iş…Açılamadığı bir insan…Kuramadığı bir şirket…Yapamadığı bir yolculuk…
Yıllar sonra insanların zihninde en çok kalanlar bunlardır. -
Üçüncüsü ahlaki pişmanlıklardır. Vicdanına aykırı davranmak…
Birini haksız yere kırmak…Adalet duygusunu ihlal etmek…
Bu tür pişmanlıklar, yıllar geçse bile hafızada yaşamaya devam ederler. -
Dördüncüsü ise ilişki pişmanlıklarıdır. Aranmayan bir dost…
Barışılmayan bir akraba…Geç kalınmış bir özür…
Çünkü bazı kapılar zamanla tamamen kapanır.
Nörobilim araştırmaları da ilginç bir gerçeği ortaya koyuyor.
Beynimiz gerçekleşen olayları değil, gerçekleşme ihtimali olan alternatif senaryoları da sürekli simüle eder.
Buna “Karşı-olgusal düşünme” (counterfactual thinking) adı verilir.
Yani zihnimiz adeta ikinci bir hayat yazar.
“Ya kabul etseydim…”
“Ya o gün gitseydim…”
“Ya vazgeçmeseydim…”
İşte “keşke” duygusunun psikolojik maliyeti tam da burada başlar.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır.
Bu yazımın amacı sizi sürekli risk almaya teşvik etmek değildir.
Her cesur karar doğru değildir. Her temkinli karar da yanlış değildir.
Asıl mesele; kararlarımızın korkularımız tarafından mı ? yoksa değerlerimiz ve aklımız tarafından mı ?yönetildiğidir.
Çünkü korkuyla verilen kararların önemli bir kısmı, yıllar sonra “keşke” olarak geri dönebilmektedir.
Bugün birçok üniversitede karar verme psikolojisi üzerine çalışan araştırmacılar ortak bir noktada buluşuyorlar.
İnsanlar kısa vadede hata yapmaktan korkuyorlar. Oysa uzun vadede en ağır bedeli çoğu zaman hiç harekete geçmemek oluşturuyor.
Elbette her karar dikkatli düşünülmeli, bilgiyle desteklenmeli ve olası sonuçları değerlendirilmelidir. Ancak sürekli ertelemek, mükemmel zamanı beklemek veya yalnızca başarısız olma korkusuyla hareketsiz kalmak da başlı başına bir tercihtir. Bazen bu tercihin görünmeyen maliyeti, yıllar sonra hissedilen derin bir pişmanlık olabilir.
Sonuç: Hayat, yalnızca yaptığımız seçimlerden değil;
vazgeçtiğimiz alternatiflerden de oluşur. Bugün verdiğiniz her karar, gelecekteki hatıralarınızı inşa ediyor.
Belki de bu yüzden hayatın en pahalı kelimesi “keşke”dir. Çünkü bedeli para ile değil; kaçırılmış fırsatlarla, kaybedilmiş zamanla ve geri gelmeyecek ihtimallerle ödenir.
Öyleyse kendimize şu soruyu sormalıyız :
Bugünden on yıl sonra geriye dönüp baktığımızda, “İyi ki denememişim.” mi demek isteriz; yoksa “Keşke deneseydim.” mi?
Bu sorunun cevabını bizim yerimize hiç kimse veremez. Ancak bilimsel çalışmaların ortak mesajı açıktır: Bilgiyle desteklenmiş, değerlerinizle uyumlu ve cesaretle alınmış kararlar, gelecekte “keşke” deme olasılığını azaltır. Geçmişi değiştiremeyiz; fakat bugünkü seçimlerimizle geleceğin pişmanlıklarını şekillendirebiliriz.
Gerçek bilgelik; hiç hata yapmadan yaşamak değil, ileride gönül rahatlığıyla ve huzurla hatırlayabileceğimiz küçük hatalarımızla barışık bir hayat inşa etmektir.
Saygı ile
Serdar DURAT
29.07.2026
